Skip to content
Bulundugunuz Sayfa:
Ramazan KAHVECİ


KAHVECİ:STK LARIN GÖREVİ BİLİNÇLENDİRMEK Yazdır e-Posta
Perşembe, 05 Ağustos 2010 08:25

Giyad Danışma Kurulu Ramazan KAHVECİ, son zamanlarda referandumla ilgili konunda kimin ne düşündüğünün tartışılmaya başlandığı bu günlerde GİYAD sitesine referandum kapsamında gelen, ancak sorumluluk anlayışı ve bilinci ile yayınlanmayan yazılara şu şekilde cevap verdi;
STK lar toplumda bilinçlendirme platformlarıdır.Gündemi diri tutarlar aydınlatırlar.Siyasi konuda taraf olmak, taraf olmayı ilan etmek  STK ların görev sahası içinde değildir, olmamalıdır.Bu şekilde beyanat veren STK lar,üyelerinin sesi olduğunu zannetsede objektifliğini kaybeder.12 Eylülde yapılacak referandumda, bizler GİYAD yönetimi olarak Anayasa değişiklik önerilerini herkesin iyi okuması anlaması ve ona göre muhakeme etmesi gerektiğini öneriyoruz.Biz GİYAD yönetimi olarak sadece bu konuda değil, yerel yönetimler ve merkezi hükümet seçimlerinde de, toplumu bilgilendirme ve bilinçlendirme rolumuzu ifa ettik.Kimsenin siyasi tercihi   üzerinde hüküm vermek derneğimizin politikası olamayacaktır.
Siyasi anlamda bir takım beklenti içinde olanlar, yaşamlarını başka kaynaklardan gelecek alternatiflere bağlayanlar, bu konuda meydanlarda konuşabilirler, bu onların kendi tercihleridir.
Örneğin, falan dernek OY RENGİNİ açıkladı şeklinde.Bu aslında basit ve ucuz yaklaşım.Yani diğer dernekler açıklamış, sizin ki ne? diye düşündürüp dernekleri siyasi partilere adres etmek.Hayır efendim !.. GİYAD ın her üyesi özgürce muhakemesini yapar.Biz ancak  ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNDE NELER VAR ? sorusuna derneğimizin duvarına astığımız ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ REFERANDUM MADDELERİ yazısını göstererek, buyrun okuyun ve siz karar verin, diye cevap veririz.

Ülkemiz geçmişte derin badireler atlatmıştır.Şimdide yurtdışı maşalı entresan seneryolara muhatap oluyoruz.Bizim mücadelemiz, Al bayrağın gölgesinde inançlı ve yürekli insanlarıyla hür,demokratik ve güçlü bir ülke arzusudur.Bundan gayrisi teferruattır, dedi.

 

Son Güncelleme: Cuma, 06 Ağustos 2010 11:29
 
DAVA ADAMI OLMAK Yazdır e-Posta
Salı, 30 Mart 2010 00:00

Dava adamı olmak her yiğidin harcımıdır. Bir aaaaaaaaaah çekiyorum! “Nerde o yiğitler ki gür, sesi dünyayı bürür, dur dese kalpler durur, yürü dese dağlar yürür”

Birkaç damla su, buharlaşır. O buhar bulutlara yükselir, bulutlarla bütünleşir. Güneş, rutubetli havaya vurunca, gökkuşağı meydana gelir. Ve güneşin yedi rengi gökkuşağında açıkça görünür. Sonra yağmur yağar... Göklerle yer evlenir. Bin bir çeşit rızıklar, yeryüzüne bir halı gibi serilir. Canlıların yüzü güler. İslâm’a köle olan, her türlü esaretten kurtulmuştur.

Taş duvarların arasında olan mahkûm, iman ile şükreder, hayal ile dünyayı dolaşır. Sabır ile hakkına razı olur. İnancını yerine getiremeyen insan, her yerde mahkûmdur. Davalar bazen hapishanelerde, bazen mezarlıklarda yükselir. Dava adamları. Çokları bu dünyadan gitti. Fakat iz bıraktılar. Medeniyet onların elinde parladı. İnsaniyet, onların hayatından ilham aldı. Dava adamı ufka yürür. Konaklanacak her yeri geçer. O, ufku yakalamak için yürür.Merak edenler, âlimlerin, sanatkarların ne kadar yaşadıklarını ve yaptığı işleri liste halinde çıkarsınlar. İnsanın ömrü yıllarla değil, yaptığı işlerle ölçülmelidir.

Bir zamanlar dünyanın en geri, en vahşi milleti olan Avrupalıları bugünkü duruma getirenler, dava adamlarıdır. Bizlerde kendimizi sorgulayalım davamızın adamımıyız.

Dava adamı davasında Kur'an'a göre yaşıyorsa, vatanını, bayrağını, milletini, savunuyorsa sorun yok demektir

Son Güncelleme: Salı, 30 Mart 2010 09:47
 
TARIM NEFESSİZ KALDI Yazdır e-Posta
Cuma, 19 Şubat 2010 22:19

Vaktiyle tarım ülkesi idi Türkiye.İklimi ve coğrafyası her türlü tarıma elverişliydi.Ancak gelişimde bir yol ayrımı kondu önümüze.Ya sanayi ülkesi olacaksınız ya tarım.Sanki sanayide gelişme yaşanırken tarım yasakmış  gibi?


Dolayısı ile bizde karar vermek durumunda idik.Ve sonunda sanayi ülkesi olmaya karar verdik..olduk mu peki?
Bugün ne yerli otomobilimiz, uçağımız, helikopterimiz,televziyonumuz(hemen şaşırmayın %80 ni dışarıdan geliyor)  ne de cep telefonu imalatımız var. Yani neredeyse her iki kişiden birinin kullandığı büyük pazarlara sahip ürünleri bile üretemiyoruz.4 sınıf bir üretim sektörü olan montaj üretimine  sahibiz.Avrupanın 15 yıl önce kullandığı teknolojiye yeni yeni geçiyoruz. Endüstriyel üretimin adı var sadece. Peki tarım ne oldu?

.........
Genetik mühendisliği  uyuyunca, tohumlarımızı İsrail’den alır olduk.Hem de çekirdeksiz.

-          Ne demek? ekersin çekirdeksiz-tohumsuz biter.Dolayısı ile bir kerelik.

-          Peki almak zorundamıyız? Eee , tohum üretim sistemi yok, mecburuz.Neden üretelim ki İsrail bizim yerimize üretiyor.  

Mazot  çok pahalı.20  dönüm yeri ekerken,  biçerkenki tüm  giderler,  tahıldan çok pahalı olduğu için üretmenin anlamı kalmıyor.Bir çuval unu 12 liraya mal ediyorsun, 10 liraya zaten satılıyor.Memleketin güzelim elmaları dururken Brezilyadan elma ithal ediyoruz.İşte tarımı bitiren zihniyet burada.

-          Peki nereye kadar? El cevap, gık edene kadar.Yani artık satın alacak paramız kalmayacak, karnımız da aç olacak, ondan sonra çözümü düşüneceğiz.

Efendim, ülkenin geleceği için sanayiden daha önemli Endüstriyel tarımdır.İnsan varolduğu sürece yiyerek tüketen varlıktır.Teknolojiyi ilerletir, bir gün bindiğimiz arabaların fiyatları  1000 USD lara da çekebilirsiniz, ancak tarımdan vazgeçemezsiniz.İnsanoğlu yaşadıkça, yer tüketir..O halde çözüm nedir?

-          Devlet, endüstriyel tarımı diğer sektörlerden açıkara desteklemeli.

-           Burada çalışan işçinin sigortası olmalı, çalıştıran sigorta ödememeli.

-          Toprak reformu yapılmalı, ağalık bitirilmeli, kooperatifçilik desteklenmeli.Kooperatif ve İşletmecilik okulları her ilçe ve büyük köylere verilmeli.Halkı endüstriyel ve verimli tarıma teşvik etmeli.Tarım için Mazot, karnelenmeli, vergi alınmamalı, dönüm başına destekler artırılmalı, birlik yönetimleri oluşturulmalı, bürokrasi bu sistemleri denetlemeli ve verimliliğini artırmalı.

-          Develtin bakir arazileri(stratejik saha dışındaki tarım alanları) kiralanmalı, ağaç dikimlerine de teşvik verilmeli.

-          Tarım ürünlerini işleyen fabrikalara(un, meyve suyu)  teşvikler(sigorta,elektrik,gazda dibe giden indirim) artırılmalı, köylü arazisini ekmeye teşvik ettirilmeli. Arsasında 2 yıl üst üste tarım yapmayan köylü, tarım yapacak başka bir köylüye arazini ücretsiz vermeli,  vermeyecekse ya da daha fazla emlak vergisi ödemeli. (bu defa tarım yaptırmak için müşteri arayacak)Verecek kimse yoksa köy ve denetim birliğinden ekecek kimse yok muvaffakatname almalı.

Sonuç: Eken, ektiğini yiyen ve satan sistemler reçete edilmeli.Aksi halde, yurtdışında  zaten  yapılıyor, bizde alır yeriz zihniyetyi ile bugünü kurtarırız, ama gelecek neslimiz ne yapar, bilemeyiz.Tarım alanlarımız var, sularımız var,Lütfen endüstriyel tarıma dönük projeler üretelim, Tarım biterse biteriz..