| DAVA ADAMI OLMAK |
|
|
| Salı, 30 Mart 2010 00:00 |
|
Dava adamı olmak her yiğidin harcımıdır. Bir aaaaaaaaaah çekiyorum! “Nerde o yiğitler ki gür, sesi dünyayı bürür, dur dese kalpler durur, yürü dese dağlar yürür” Birkaç damla su, buharlaşır. O buhar bulutlara yükselir, bulutlarla bütünleşir. Güneş, rutubetli havaya vurunca, gökkuşağı meydana gelir. Ve güneşin yedi rengi gökkuşağında açıkça görünür. Sonra yağmur yağar... Göklerle yer evlenir. Bin bir çeşit rızıklar, yeryüzüne bir halı gibi serilir. Canlıların yüzü güler. İslâm’a köle olan, her türlü esaretten kurtulmuştur. Taş duvarların arasında olan mahkûm, iman ile şükreder, hayal ile dünyayı dolaşır. Sabır ile hakkına razı olur. İnancını yerine getiremeyen insan, her yerde mahkûmdur. Davalar bazen hapishanelerde, bazen mezarlıklarda yükselir. Dava adamları. Çokları bu dünyadan gitti. Fakat iz bıraktılar. Medeniyet onların elinde parladı. İnsaniyet, onların hayatından ilham aldı. Dava adamı ufka yürür. Konaklanacak her yeri geçer. O, ufku yakalamak için yürür.Merak edenler, âlimlerin, sanatkarların ne kadar yaşadıklarını ve yaptığı işleri liste halinde çıkarsınlar. İnsanın ömrü yıllarla değil, yaptığı işlerle ölçülmelidir. Bir zamanlar dünyanın en geri, en vahşi milleti olan Avrupalıları bugünkü duruma getirenler, dava adamlarıdır. Bizlerde kendimizi sorgulayalım davamızın adamımıyız. Dava adamı davasında Kur'an'a göre yaşıyorsa, vatanını, bayrağını, milletini, savunuyorsa sorun yok demektir |
| Son Güncelleme: Salı, 30 Mart 2010 09:47 |